Aşık ve Ozanlarımız
|
BİLİNEN İLÇEMİZİN YETİŞTİRDİĞİ ÖNEMLİ HALK OZANLARI |
|
YAŞADIĞI YER |
MAHLAS |
ADI ve SOYADI |
|
AKÇAKIŞLA |
Rüstem |
Rüstem BOSTANCI |
|
Halil |
Halil SOYLU |
|
Mustafa |
Mustafa SOYLU |
|
AKÇASU KÖYÜ |
Cemile |
Cemile UZUNDAL |
|
ALAMAN KÖYÜ |
İhsani |
Zülfikar |
|
BAŞÖREN KÖYÜ |
Kenani |
Tekeşin SUNGUR |
|
BEYYURDU KÖYÜ |
Kamberi |
Kamber |
|
Murtaza |
Murtaza |
|
Ali |
Ali YILMAZ |
|
Alişan |
Alişan AĞCA |
|
Cemal |
Cemal ÖZTÜRK |
|
Duran |
Duran DOĞAN |
|
Emine |
Emine |
|
Halil |
Halil DOĞAN |
|
Hasan |
Hasan ÖZCAN |
|
İbrahim |
İbrahim DOĞAN |
|
İsmail |
İsmail KAYA |
|
Muharrem |
Muharrem KAYA |
|
Musa |
Musa DOĞANAY |
|
Sefil Hazma |
Hazma POLAT |
|
Süleyman |
Süleyman DOĞAN |
|
Ziya |
Ziya DOĞAN |
|
Yusuf |
Yusuf SÖNMEZ |
|
DÖLLÜK KÖYÜ |
Bekir |
Bekir KILIÇ |
|
Ahmet |
Ahmet BAYHAN |
|
GÜCÜK KÖYÜ |
Halil |
Halil YILMAZ |
|
GÜMÜŞTEPE KÖYÜ |
hasan |
Hasan ÖZKAN |
|
GAZİKÖY |
Bekir |
Bekir YİĞİT |
|
HARDAL KÖYÜ |
Hüseyin |
Hüseyin |
|
Sefil/Kul Edna |
İsmi bilinmiyor |
|
Bayram |
Bayram DALDAL |
|
hulki |
Hasan YILMAZ |
|
HOCABEY KÖYÜ |
Derviş Ali |
İsmi bilinmiyor |
|
Hamza |
|
|
HÜYÜK KÖYÜ |
Yusuf |
Boran YUSUF |
|
Kul Sabri |
Ali |
|
Derviş Ali |
Ali |
|
Sıtkı |
Sıtkı |
|
Nefreti/Ali İzzet |
Ali İzzet ÖZKAN |
|
İzzet |
İzzet SAVAŞ (Aziyet) |
|
Ahıoğlu/Devrani |
Hasan TUTAL |
|
Yetkin |
Hacı YETKİN |
|
Elif |
Elif SONYÜREK |
|
İĞDECİK KÖYÜ |
Hüseyin |
Hüseyin |
|
Kamer |
Kamer |
|
Veli |
Veli |
|
Sarı Hacı |
Hacı |
|
İLYASHACI KÖYÜ |
Kul Hüseyin |
Hüseyin |
|
Emektar |
M.Ali EMEKTAR |
|
Hüseyin |
H.Devrim ŞAHİN |
|
KALE KÖYÜ |
Sefil/Dertli Kemter |
İsmi bilinmiyor |
|
KALECİK KÖYÜ |
Eyüp |
Eyüp SABIR |
|
KILIÇÇI KÖYÜ |
Agahi |
Veli |
|
KIZILCAKIŞLA |
Mehmet |
Mehmet CAN |
|
KONAKYAZI KÖYÜ |
Sefili |
|
|
KÜMPET KÖYÜ |
Kul Mustafa |
Mustafa SOYLU |
|
Dudu |
Dudu |
|
Kul Abdal |
|
|
Gulami |
Bektaş |
|
Muhibbi |
Muharrem TEZCAN |
|
Nihani |
Ali |
|
Sefil Kul Himmet |
Ahmet |
|
Suzi |
Suzi |
|
Veli |
Veli AYAR |
|
MAKSUTLU KÖYÜ |
Ahmet |
Ahmet BİLGİN |
|
Gafili |
Ozan HACI |
|
MESCİT KÖYÜ |
Fatma |
Fatma HASGÜL |
|
ORTAKÖY |
Aydoğmuş |
Battal AYDOĞMUŞ |
|
Aziz |
Adülaziz ÜSTÜN |
|
Çavuş |
Mustafa ÖZDOĞAN |
|
Hulusi |
Hulusi |
|
Seçkin |
Abdurrahman SEÇKİN |
|
Hüseyin |
Hüseyin ERSOY |
|
Syfi |
Seyfi FINDIK |
|
Süleyman |
Süleyman ERDOĞMUŞ |
|
Dertli/Sefil Vefa |
Muharrem GÜNDÜZER |
|
Özsoy |
Ali ÖZSOY |
|
SARAÇ KÖYÜ |
Gülhanım |
Gülhanım |
|
Aydan |
Aydan IŞIK |
|
Haydari |
Haydar |
|
Hıdır |
Hıdır ŞİMŞEK |
|
Kul Kemal |
Kemal IŞIK |
|
Mehmet |
Mehmet ÇAKMAK |
|
Mihmani |
Hasan YILDIRIM |
|
Naki |
Naki ÇAKMAK |
|
Sefil Mehmet |
Mehmet UĞUR |
|
Servet |
S.Yıldırım YÜZBAŞIOĞLU |
|
Yeter |
Yeter YILDIRIM |
|
SARIKAYA KÖYÜ |
Durmuş |
Durmuş ÇETİNKAYA |
|
Hüseyin |
Hüseyin GÜRSOY |
|
Veysel |
Veysel TİREL |
|
SARITEKKE KÖYÜ |
Hasan |
Hasan SEVGEN |
|
Hüseyin |
Hüseyin GÜLMEZ |
|
SİVRİALAN KÖYÜ |
Fadime |
Fadime |
|
Veysel |
Veysel ŞATIROĞLU |
|
Veysel |
Veysel KAYMAK |
|
Hıdır |
hıdır GÜÇ |
|
Bekir Sami |
Bekir Sami BOZKURT |
|
İmrani |
Mehmet İMRAN |
|
TEMECİK KÖYÜ |
Gulami |
İbrahim PINARBAŞI |
|
Hüseyin |
Hüseyin ÖZDEMİR(Aşıkların) |
|
TUZLA KÖYÜ |
Şevki |
Şefki ESEN |
|
YAHYALI KÖYÜ |
Ezkari |
İbrahim |
|
Kul Salih |
Salih ŞENOL |
|
Şeyhoğlu |
Abdullah ŞENOL |
|
Kul Hüseyin |
Hüseyin ŞENOL |
|
YAPRACIK KÖYÜ |
resul |
Resul |
|
YÜKSELEN KÖYÜ |
Gömleksiz |
Mehmet AĞACAOĞLU |
|
Hulusi |
Hulusi ŞAHANCAN |
|
Hüseyin |
Hüseyin ŞAHANCAN |
|
Kamber |
Kamber GÜRBÜZDAL |
|
ŞARKIŞLA / MERKEZ |
|
Ayşe BERK |
|
|
Ayşe ÖKSÜZ |
|
Azme Bacı |
Azime TİNNİ |
|
Gülbahar |
Gülbahar |
|
Aşık Mevlüde |
Mevlüde GÜNBULUT |
|
Efkari |
Mustafa ÖZTEMİZ |
|
Aşık Ahmet (Yesari) |
Ahmet ÖZTÜRK |
|
Serdari |
Çolak Hacı(ARAZ) |
|
Sefil Selimi |
Ahmet GÜNBULUT |
|
Yanık Ahmet |
Ahmet AYDIN |
Bazı Aşık ve Ozanlarımızın Kısa Hayat Hikayeleri
AGAHİ
Agahi, Arapkir'den arazi darlığı yüzünden gelip Şarkışla’nın Kılıççı köyüne yerleşen üç kardeşten en büyüğü, Hamza'nın oğludur.
Asıl adı Veli olan Agahi, 1847 yılında doğdu, 1916 yılında öldü. Kusursuz şiirleri ve ustaca kelime oyunları, onun iyi bir kültüre sahip olduğunu göstermektedir. Agahi, bir müddet tahsildarlık da yapmıştır. Çok güçlü ve kuvvetli bir şair olduğu söylediği şiirlerden anlaşılmaktadır.
Gel otur yanıma benim maşukum. Beri gel beri gel yüzün göreyim,
Söyleyim derdimi yaz kerem eyle. Ol ahu bakışlım yüzün göreyim,
Âlem bilir ben de sana aşıkım. Dokun tellerine sazın göreyim,
Eyleme bu denli naz kerem eyle. Açma bir kimseye raz kerem eyle.
Sen de dertli dertli ötme be hey saz, Gel ey canan gayri gitme yanımdan,
De€dikçe göğsüne yardan hub avaz, Bu hasretlik gitmez oldu canımdan,
Yâr beni de kulluk defterine yaz, AGAH‹ can kuşu uçar teninden,
Bari çok yazmazsan az kerem eyle. Elinde mezarın kaz kerem eyle.
ALİ İZZET ÖZKAN
Ali İzzet Özkan, Şarkışla'nın Emlek Hüyük köyünde 1902 yılında dünyaya gelmiştir. Baba adı Musa olan Ali İzzet Özkan, aşık bir sülaleye sahiptir. Çiftçilikle hayatını sürdüren ve yurdumuzu adım adım dolaşan şairimiz 1981 yılında ölmüştür.
Eserlerini "Türk'ün Sazından” adlı kitabında toplayan Ali İzzet Özkan, daha ziyade güzeller üzerine şiirler yazmıştır. şair, her yerde ve her şeyde güzeli aramıştır.
Güzele bakması çok sevap derler, Güzellere bakan gözler ağrımaz,
Güzellere güzel bakmak güzeldir. Güzel seven ölür ama çürümez,
Güzel yâr sevenler cennetlik olur, Ali İzzetim güzellerden farımaz,
Güzel ile yola gitmek güzeldir. Güzelleri candan sevmek güzeldir.
AYŞE BERK
Ayşe Berk, 1874 yılında Şarkışla merkezinin Kayalı Yokuş mahallesinde dünyaya gelmiştir. Meşhur aşık Serdari'nin kızıdır. Ayşe Berk, fakir bir hayat yaşamış, yoksulluk sebebiyle okula bile devam edememiştir. Bu kadın şairimiz, çektiği yoksulluklar› ve acıları dile getiren şiirler söylemiştir.
İstiklal Savaşı'nı bizzat yaşayan şairimiz, Atatürk'e büyük hayranlık duymuştur. Acı ve fakirlik dolu sıkıntılı yaşamını dile getiren bir şiir yazarak Ulu Önder'e halini bildirmek istemiştir. Ayşe Berk, 66 yaşında iken Hakk'ın rahmetine kavuşmuştur.
Ben bir kolsuz Serdari'nin kızıyım, Ortalığın ahvalini bilmişsin,
Ak kağıt üstünde kara yazıyım, Hele has ki bu dünyaya gelmişsin,
Yokluğun elinden nasıl geziyim, Duydum çok sevindim reis olmuşsun,
Böylece malumun olsun Atatürk. Böylece malumun olsun Atatürk.
AZiZ ÜSTÜN
1907 yılında Şarkışla Ortabucak'ta doğan Aziz Üstün, ilkokulu köyünde bitirmiş olmasına rağmen imkânsızlıklar nedeniyle öğrenimine devam edememiştir. 15 yaşında saz çalmasını öğrenen Aziz, 1979 yılında Ankara'da ölmüştür. Aziz Üstün, saz›n kendisine verdiği duygu ve ilham ile söylemiş, olaylar›n etkisiyle şiirler yazmış, tabiatla baş başa yasayan bir halk ozanımızdır.
Bahar gelir çiçek açar, Yağmur yağar, güller biter,
Bu bağlarda, bu bağlarda. Reyhanlı kokular tüter,
Herkes sevdiğini seçer, Çok kıymetli meyve biter,
Bu bağlarda, bu bağlarda. Bu bağlarda, bu bağlarda.
Dereler sular çağlar,
Dertli olan durmaz ağlar,
Deste deste gülü bağlar,
Bu bağlarda, bu bağlarda.
AKKAŞLARIN HÜSEYİN
1796 yılında Şarkışla'da doğan Hüseyin, en çok sevgi ve dert konularını işlemiştir. Kendisine daha çok Şahan Ağa diye hitap edilen Hüseyin hakkında yeterli derecede bilgi yoktur. Ancak bazı kaynaklardan alınan bilgilere göre derebeyi zihniyetiyle hareket ettiği için 58 yaşında iken idam edilerek öldürülmüştür.
Gönül arz eyliyor dosta gitmeye, Bu dünyada hiçbir iyi kalmamış,
Aman Allah yolum karalar beni. Yaralı sineme cerrah gelmemiş,
Ölsem de kurtulsam elin dilinden, Kömür gözlüm sana malum olmamış,
Yuyalar kefene saralar beni. Yatmağa koymuyor yaralar beni.
BEKİR KILIÇ
1908 yılında ŞarkIşla'ya bağlı Döllük köyünde dünyaya gelen Bekir Kılıç, çok küçükken yetim kalmış, onu annesi büyütmüştür. Annesi şiire meraklı olduğu için bu durum oğlunu da etkilemiş ve ona yardımcı olmuştur.
Bekir Kılıç, köyünün sorunları ile ilgilendiği için sosyal konularda şiirler yazmıştır. Yaşantısından şikayetçi olan şair, tabiat ve güzellik üzerine de birçok şiir yazmıştır.
Çoktan beri gözlüyorduk bu günü, Bekir Kılıç sağa sola koşardı,
Mekteb-i irfana kavuştu Döllük. Vali beye kaymakama düşerdi,
Çocuklar sevindi buldu iman›, Çalar çağrırdı bazı coşardı,
Lutf ile ihsana kavuştu Döllük. Böyle bir insana kavuştu Döllük.
HALiL SOYLU
Şarkışla'nın Akçakışla bucağında 1902 yılında doğan Halil Soylu, çok fakir, okuma yazma bilmeyen ve buna çok üzülen bir ozanımızdır. Cahillik üzerine söylemiş olduğu şiirleri bunu kanıtlamaktadır. Çektiği acıları, fakirlik ve hor görülmeyi samimi duygularla açık bir şekilde ifade etmeye çalışmıştır.
Yalan dünya döner yalan, Gâh ağladık gâhi güldük,
Bir dubara bir de dümen, Gâh söyledik gâh oturduk,
Sevk eyledim tümen tümen, Arif meclisinde durduk,
Acı çeken kalan imiş. Kemal eren zaman imiş.
Okuyup da yazamadım, Okuyup da yazsa idik,
Sıra sıra dizemedim, Bir deftere dizse idik,
Güzel yerler gezemedim, Soylu Halil dese idik,
Cahil sözü duman imiş. Adımız nam olan imiş.
KEMTER
Asıl adı Hüseyin olan Kemter Baba'nın 18. yüzyılın sonları ile 19. yüzyılın başlarında yaşadığı sanılmaktadır. Şarkışla'nın E. Kale köyünden olan Kemter, hayata felsefe gözüyle bakmasını bilen feleğin iyiliğini de kötülüğünü de hoş gören bir insandır. Aşık tarzını çok iyi bilen Kemter, şiirlerini hece vezniyle yazmış, çok sade ve anlaşılan bir dil kullanmıştır.
Bu kadar cevretme aziz sultanım,
Ya n'olur insafa gel bazı bazı,
Mürüvet değil mi çeşmi fidanım,
Bedenin yüzüne gül bazı bazı.
MUSTAFA ÖZTEMİZ (EFKARİ)
Mustafa Öztemiz, 1896 yılında Şarkışla ilçesinde dünyaya geldi. fiarkışla'da ilk tahsilini yapan Mustafa Öztemiz, Rüştiye tahsilinden sonra birtakım hocalardan özel dersler alarak Arapça ve Farsça'sını ilerletti. Birinci cihan savaşına katılan Mustafa Öztemiz, istiklâl Savaşımızda da görev yaparak çeşitli hizmetlerde bulundu. 1923 yılından sonra Şarkışla'ya dönerek iş hayatına atıldı. Mustafa Öztemiz, 1976 yılında öldü.
Daha küçük yaşında, Mustafa öğemezsin,
Tacı izzet başında, Ağyara diyemezsin,
Hikmet dolu işinde, Tadına doyamazsın,
Din imanım Muhammed. Tende canım Muhammed.
SABRİ BABA
Sabri Baba, Şarkışla ilçesi Hüyük köyünde 1848 yılında dünyaya geldi. Asıl adı Ali olan Sabri Baba, daha küçük yaşlarda iken saz çalmaya başladı. Önceleri Galip Ali namıyla şiirler söyleyen Sabri Baba, dervişane şiirlerinin yanında cahil, kendini bilmez kişiler için taşlamalar da söylemiştir. Bütün şiirlerinde sade bir dil kullanan Sabri Baba, çevresinin kendisine deli gözüyle bakmasını normal karşılamış, onların aşk ateşinden nasip almadıklarını vurgulamıştır. Şarkışla çevresinde söylenen şiirleri ile şöhretini koruyan şair, 1928 yılında hayatını kaybetmiştir.
Elifi imrandır virdim, Kul Sabri'yem elif derdim,
Okur idim bayli bayli, Elifi imrandır virdim,
Bir menzil haneye girdim, Aynımda Ali'yi gördüm,
Yükleri var taylı taylı. Düştüm hake paylı paylı.
VELİ
Kemter'in çırağı olan Aşık Veli, Şarkışla'nın iğdecik köyündendir. Yapılan inceleme ve araştırmalardan anlaşılacağı üzere Aşık Veli, 19. yüzyılda yaşamış çok kuvvetli bir halk şairidir. Aşık Veli, hem çok gezmiş hem de çok yazmış böylece sağlığında kendini tanıtmıştır. Genç yaşta hayata gözlerini yuman Aşık Veli, şiirlerini temiz ve sade bir Türkçe ile yazmıştır. İyi bir kültüre sahip olan Aşık Veli'nin çok güzel şiirleri vardır.
Methedeyim sevdiğimin zülfünü, Veli'm eydür bahçenizde gülüm var,
Bin yıl övsem bir teline az gelir, Mansur olan gelsin dostça zülfüm var,
Yüz bin taya, yüz bin köle, yüz bin kul, Elde varlığım yok, tatlı dilim var,
Varlığım olsa da versem az gelir. Yine dostun bir teline az gelir.
ŞEVKi ESEN
1914 yılında Şarkışla'nın Tuzla köyünde dünyaya gelen Şevki Esen, yoksulluktan ve çeşitli imkansızlıklardan dolayı öğrenim görememiştir. Okur-yazar durumda bulunan bu şairimiz, Tuzla köyünde bulunan tuzla işçiliğinde çalışıp bu işten emekli olmuştur. Büyük bir kültüre sahip olan Şevki Esen, dünya ile ilişkisini kesmeyip güncel konularla yakından ilgilenmiştir.Aşık Şevki, her konuda güzel şiir yazan ve söyleyen hazır cevaplı bir şairdir. Aşık Şevki, 1982 yılında hayata veda etmiştir.
Dostun bahçesine girdim, Şu dünyayı nidiyorum,
Hoş geldin ey bülbül dedi. Aha geldim gidiyorum,
El bağlayıp divan durdu, Seni davet ediyorum,
Yâr el etti gel gel deyi. Yanaklarım bal bal dedi.
Bir adım attım ileri, Şevki beni bulamazsın,
Dediler ki bu nereli? Kıymetimi bilemezsin,
Yâr dedi kalbi yaralı, Daha bura gelemezsin,
Gözyaşını sil sil dedi. Dertleşelim bol bol dedi.
SEFİL SELİMİ
Asıl adı Ahmet Günbulut olan Sefil Selimi, 1933'te Şarkışla ilçe merkezinde doğmuştur. Annesinin adı Sıdıka, babasının adı Ali'dir. Ailenin fakir oluşu ve zamanın şartları Sefil Selimi'ye tahsil yapma imkanı vermemiştir. Ancak Sefil Selimi, ortaokula devam etmiş ise de 2. sınıftan ayrılmak mecburiyetinde kalmıştır. Uzun bir müddet terzi yanında çalışarak kalfalık yapan Sefil Selimi, vatani görevini yapmak için askere çağrıldı. Askerlik dönüşü ilçe merkezinde terzi dükkanı açıp çalışmaya başladı.
Selimi hem terzilikte çalışıyor hem de şiirler yazıyordu.Gün geçtikçe Sefil Selimi duyulmaya başlandı. ilk defa 1966 yılında Konya'da yapılan Aşıklar Bayramına, 1967'de Sivas'da yapılan Aşıklar Bayramına katılarak sesini ve ününü duyurdu.
Sefil Selimi, 1968 yılında geçimini temin etmek için dört yıllığına Hollanda'ya çalışmaya gitti. 1972 yılında yurda dönerek biriktirdiği paralarla bir kese kağıdı imal eden yer açarak esnaflığa başladı. Yazdığı şiirlerle ve hoş sohbetleriyle Sefil Selimi, her yerde aranan ve sevilen bir ozanımız oldu. 31.12.2003 de kaybettiğimiz Sefil Selimi her yıl mezarı başında anılmaktadır.
Misale bak, al hissenden vazgeçme, Dünya kurulalı söylenir namı,
Bir böcektir, dağlar söker karınca, Neyle inşa etmiş? Ne muhkem damı,
Ne acayip iş görür, her işten seçme, Karanlığa ışık saçar göz camı,
Mehengi meydana döker karınca. Ocağını erken yakar karınca.
Zindanlarda yaşar sanki pek suçlu, Sen beni, ben seni bildiğimiz gün,
Kitaplardan özlü, tarihten içli, Bu örnekten bir pay aldığımız gün,
Makinadan sağlam, insandan güçlü, Ey Sefil Selimi, öldüğümüz gün,
Fabrikadır teker teker karınca. Kabrimize toprak çeker karınca.